Evşo’ya …

Seninle tanışalı neredeyse 8 sene olmak üzere. 19 Ekim’de ilk karşılaşmamız sende pek de hoş olmayan etkiler bırakmış 🙂 Umarım bu düşüncelerini dolu dolu yazarsın yakın zamanda. Duymak keyifliydi ama okumak  eminim daha keyifli olacaktır.

Seninle her sene bu aylarda bir dizi koşuşturmaya girişiyoruz. Sen, kısmen çaktırmadan yapabiliyorsun herşeyi, bense arkamda Hansel ile Gratel’in ekmek kırıntısı bıraktığı gibi ipuçları bırakarak ilerliyorum farkında olmadan. Ben de herşeyin kocaman bir sürpriz olsun istiyorum ama bir yandan da o kadar kaptırıyorum ki kendimi bir bakmışım haziran ayı içinde sağım solum önüm arkam fotolar, yazılar, mesajlaşlamalar falan olmuş ve saklayacak yerim kalmamış.

Neyse bu sene daha dikkatliydim aslında. Sadece, sanırım yine kader ajanları devreye girdi. Sebebini şu an bilemiyorum ama hiç olmayacak bir şekilde sen blog sayfamızın domain adını öğrenmiş oldun. Ama tebrik ediyorum seni. Süprizim hiç bozulmasın diye bir haftadır o sihirli kelimeleri klavyene girip ziyaret etmemişsin siteyi. Ben olsam bekler miydim? Aslında evet beklerdim. Çünkü benim için anlamı büyük.

Sahip olduğum bu güzel şey yani seninle olan dostluğumuz belki de bu evren içinde çok az insanın sahip olabileceği türden. Dışardan bize baktıklarında herkesin çokça söylediği o “Hayat size güzel!” klişesi var ya, “Evet Güzel :)”. Hayat bize gerçekten güzel. Seninle tanıştığımız günden bu yana geçen zaman içinde olmaz dediğimiz herşeyin olması, olmasını dilediklerimizin yarım kalması, olabilir mi acaba diyerek hayal ettiklerimizin de en muhteşem şekilde gerçekleşmesi o kadar güzel ki; bunları asla tek başıma yapamazdım. Bu iyi ki doğmuş olmanın ikinci sebebi ve bu sebepleri artık istediğim kadar blog’umuzdan yazabilecek olmak çok heyecanlı. İşte bu da sana ilk doğumgünü süprizim. Blog nereye gider, ne kadar gider bilmiyorum ama dilerim ki dostluğumuz hep ileriye devam etsin. Çoğalalım, değişelim,dönüşelim ama yollarımız hep keşişsin!

Dürüst ve gerçek olman yani sadece sen olman da iyi ki doğmuş olmanın ikinci sebebi. Kalabalık ve her gün değişen bu dünya içerisinde elini tuttuğumda gerçek bir dost eli tutuyor olmanın güvenini sana buradan anlatamam belki ama geriye dönüp baktığımızda tüm bu gerçeklikle ortaya çıkardıklarımız; işte bunlar bizim dostluğumuzun bir kanıtı. Gerçek bir dost için de işte sana ikinci sürpizimi hazırladım. Çokça medeni cesaret gerekiyordu ve kendimde fazlasıyla olduğumu farkettim. Konu sen olunca zaten cengaverlikte üstüme tanımıyorum 🙂 Her sene senin için hazırladığım videoyu bu defa ben seslendirdim:) Hem de o über harika muhteşem sesimle. Çünkü sesim ne kadar cırtlak, detone ve pes olursa olsun orada seninle olan dostluğumuzu anlatabilecek daha iyi bir ses olmayacaktı.

Teşekkür ediyorum Arkadaş, Kız Kardeş ve Ortak. Bu üç kişiyi ayrı ayrı bulabilmek bile mümkün değilken ben üç kişiyi bir arada buldum 🙂 Çok şanslıyım. Ve şu an sana üçü bir arada esprisini aklında geçirme şansını tanımayacağım. Çünkü bu duygusal bir yazı. Ve Sen artık Otuz oldun. Yani 30. Yani Yaşasın Otuz yaşındasın artık.

Hoşgeldin Otuz

İyi ki Otuz’sun 🙂

Çünkü iyi ki doğmuşsun !

Ve İyi ki varsın Evşo!

Çoğalalım, değişelim, dönüşelim ama ellerimiz hiç ayrılmasın.

Dip Not: İşte o harika videonun linki. uzun bir süre albüm tekliflerine kapalıyım bu arada. Üzgünüm artık bir blogger’ım 🙂

https://youtu.be/4b9tMA-zZ2I

One thought on “EVŞO’YA – A. YILDIZ”
  1. Keske bu yazilar uzuun uzadiya bir kitap olsa… Biz de bu guzel iki yuregin dostluguna, kardesligine, heyecanlarina, maceralarina daha fazla eslik edebilsek ❤️

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir